0

30 Yıldır Öğrenciler Rahatsız

YÖK Kanunu’nun resmi gazetede yayınlanıp yürürlüğe girişi bugün tam 30. yılını “idrak ediyor”…..
YÖK Kanunu’na göre  üniversiteler;

(1) ATATÜRK İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı,

2) Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan,
(3) Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu,
(4) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren,

öğrenciler yetiştirmekle yükümlüdürler.

İşte öğrencileri bu şekilde yetiştirebilmek için yüksekyönetim YÖK ve üniversiteler tarafından

aşağıdaki “ana ilkeler doğrultusunda planlanır, programlanır ve düzenlenir:”
a) Öğrencilere, ATATÜRK inkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı hizmet bilincinin kazandırılması sağlanır.
b) Milli Kültürümüz, örf ve adetlerimize bağlı,kendimize has şekil ve özellikleri ile evrensel kültür içinde korunarak geliştirilir ve öğrencilere, milli birlik ve beraberliği kuvvetlendirici ruh ve irade gücü kazandırılır.

YÖK kendine kanunla biçilmiş bu misyonu 30 yıldır başarıyla uygulamış ve halen uygulamaya devam etmesi bakımından 12 Eylül aklının kurumsallaşmış ve cisimlenmiş halidir ve işletenler farklılaşsa bile misyonu ve zihniyeti aynı kalmaktadır.

Universiteler sadece meslek edindiren kurumlar, robot mühendisler, ülke ekonomisinin çarklarını yetiştiren “öğrenim” kurumları ve Ar-Ge tornaları değil özgür ve özgür düşünen bireyleri teşvik eden ve onların önünde yeni ufuklar açan, “özgürlüğün” öğretildiği değil solunduğu kurumlardır.  Aynı şekilde bir ülkenin özgür düşüncenin ve düşünsel zenginliğinin teminatlarıdır. Amerika az çok Harvard, Almanya az çok Heidelberg, İngiltere’de az biraz Cambridge-Oxford’dur. ABD az çok değil epeyce Vietnam’a karşı çıkan üniversiteliler ve kampüslerdir.  Ulkeler o ülkenin aykırı, muhalif, üstelik sözünü sakınmayan, acıtan kampüsleri kadardır. O kampüslerin renkliliği, zenginliği ve açıklığı ülkelerin içini ferahlatır.

Oysa ki maalasef Türkiye’de zaten devlet kurumu mimarisi ve estetiğinde inşa edilmiş  üniversiteler siyasi, kültürel ve sosyal olarak çorak ve öğrencisini de çoraklaştıran ve güdükleştiren garnizonlardan ibarettirler. Sadece siyasi olarak değil her bakımdan hoşgörüsüz, kültürel yeknesaklığı dayatan, bildik doğruları empoze eden prangalardır. Mevcut YÖK’ün ve YÖK’ün büyük sorumluluk sahibi olduğu üniversitelerin bilimsel ve ahlaki açıdan içler acısı hali “dünyanın yükselen ekonomilerinden” biri olduğununun içi boş bir şekilde tekrarlandığı bir ortamda bu ülkenin utancıdır.

12 Eylül’ün cisimleşmiş hali YÖK’ü bu haliyle ve bu misyonuyla umarız yeni sivil anayasada görmeyiz. Sivil ve özgürlükçü üniversitelere, cıvıl cıvıl ve özgür kampüslere kavuşmak hayaliyle son 30 yılın rahatsız öğrencileri olarak bu 6 Kasım son olsun son diyoruz….

Filed in: Bildiriler, Biz Kimiz?, Son Haberler

Güncellemeleri al

Bu yazıyı paylaş!

Recent Posts

© 2017 Genç Siviller. All rights reserved.