0

Cansu’nun Mektubu

Cansu Utkan liseyi bu yıl bitirmiş, grubumuzun en genç üyelerinden. 18 Temmuz yürüyüşü için taa Mersin’den geldi. İşte Cansu’nun gözünden 18 Temmuz ve Genç Siviller.

SIRADIŞI BİRKAÇ GÜN
Dev Atatürk posterlerinin ortasına baz istasyonu saklayan, Kemalizm’le özdeşleşmiş Ergenekon’u kalpten benimsemiş güzelim mersinden,gökkuşağını renksiz bırakacak çeşitliliği barındıran İstanbul’a yola çıktık annemle.

İstanbul’a hiç gitmemiş biri olarak eylem için birkaç günlüğüne gidiyor olmam haliyle ilginç geldi etrafımdakilere. Herşeyden önce babamdan çok çekiniyordum onun güvenlik zinciri anlayışına en ters yer istanbul,en ters olay eylem olmalıydı. Yine de şansımı denemek için sordum, gözümü kapadım,bekliyorum…”tabi gidebilirsin!” Babam gerekli açıklamayı yapmasa şoku atlatamayacaktım;

”Ama’ları silip atan,demokrasiden özgürlükten umutla bahsedebilen ve her şeyden önce vesayete darbelere karşı seslerini  duyuran bir sivil toplum örgütü çıktı şaşırtıcı ama çıktı” dedi.

Annemse beni İstanbul’a götürmekle kalmayacak eyleme de katılacaktı. İkisi de Genç Sivillerin demokrasi için verdikleri mücadeledeki samimiyetlerinin farkındaydı.

17 Temmuzda İstanbul’a vardığımda  Kız kulesi, Topkapı Sarayı, Adalar hatta Ali Sami Yen bile gözümün önüne gelmedi. Sadece gençsivilleri düşünüyordum. İnternetten ofisin birkaç resmini görmüştüm ayrıca genç sivillerden bir çok kişiyle sanal olarak tanışmışlık vardı fakat İstiklal caddesinden abdullah sokağa doğru yokuş çıkarken sanaldan uzaklaşıp gerçeğe ulaşma heyecanı apayrı bir deneyimdi.

Ofise girdiğimde yaklaşık 10 kişi vardı eyleme de bir buçuk saat. Eylemlerini kaçırmadan takip ettiğim,internetten görüştüğüm; demokratik,sevecen ve bir o kadar da mütevazı insanları görmek annemi de beni de inanılmaz mutlu etmişti. Ofisi incelemeye koyuldum her karesi demokrasi her karesi özgürlük kokuyordu. Kısa sürede bir çok konuda sohbet ettik.

Çok şey merak ediyordum ama zaman geçtikçe taşları yerine koymaya başlamıştım bu da ayrı mutlukluktu.

Eylem zamanı gelmişti. Yokuş aşağı inmeye başladık. Tünelde kalabalık,coşku,pembe lolipoplar bizi bekliyordu. Annemle birlikte eldiven ve lolipoplarımızı aldık,etrafı izlemeye başladık,herşeyi merak ediyordum haliyle.yavaş yavaş kalabalığa yaklaştım.Kendime yer buldum. Bir yanımda genç bir Kürt diğer yanımda baş örtülü dünya güzeli bir kız arkamda fitness salonlarından çıkmış 70lik amca, önümde bir eşcinsel. Böyle çeşitli,demokratik bir ortamı başka nerde bulurdum. Atılan sloganlardan ziyade bu farklılıkların demokrasi ve özgürlükler için birlik olması daha önemliydi benim için. Haklarını sonuna kadar yılmadan savunacağım insanlarla vesayete,darbelere karşı çıkmak benim demokrasi gelişimimde sık sık hatırlayacağım bir deneyim olacaktı kuşkusuz.

Eylem o eski monoton mitinglerden çok farklıydı. Tavır net bir o kadar sertti. Söz konusu darbe,vesayet olunca doğru olan da buydu elbet. Bu yönden ciddiyet önemliydi ama tatlı karmaşalar da olmadı değil mesela; ön taraf H.S.Y.K’yı kısaltıp,H.S.K elini savcılardan çek derken arka taraf ben de dahil T.S.K diyorduk. Güzel bir ironiydi aslında aynı kapıya çıkan kurumlardı ne de olsa.

Kalabalıkta yerim değişiyordu ister istemez. Basın açıklamasına geçilmesine az bir süre kala tatlı bir çiftin arkasına düştüm. Biz hararetle ‘İlker Başbuğ çeneni kapa’ diye bağırıyorduk.bir ara sessizlik oldu kadın yanındakine ”yahu bu ilker başbuğ tanıdık geliyor ama çeneni kapa dediklerine göre sandığım başbuğ bu başbuğ değildir herhalde” dedi. Yıllardır kendine silah doğrultan zorbalığa maruz kalmış kuşağın bu şaşkınlığına hak vermemek mümkün değil tabi. Demokrasi adına ne kadar ilerlediğimiz şaşırtıcıydı  ama gerçekti.

Biz Galatasaray Lisesi’ne doğru ilerlerken yanlardaki cafelerde kafalarını kaldırmadan yemek yiyen, sohbet eden duyarsızlara ilk defa aldırmadım, sinirlenmedim. Sesimizi duyurabiliyorduk ya gerisi onlara kalmıştı. Siyasete,içinde bulunduğumuz sancılı sürece ilgisiz gençler yetişmiyor sadece bir de onları yetiştiren aileler var ki içler acısı. Cafelerde gördüklerim de onlar ve türevleriydi zaten.
Zeynep Tanbay o sade, net, çarpıcı basın açıklamasını okurken ister istemez Ufuk Uras’ı düşündüm. Gerçekten de bocalıyordu ve demokrasiye tam yetişemediği yerde hayat arkadaşı devreye giriyordu besbelli.

Basın açıklamasıyla eylem son buldu. Lolipopların toplanması gerekiyordu ben de hiç yabancılık hissetmedim o an,yardım ettim hemen. Demokrasinin koruyucu,bağlayıcı,umut saçan görünmez küresinin altında güvende hissediyordum. Topkapı da Eminönünde, boğaz gezisinde ne kadar da ürkektim halbuki, tek güvencem annemdi, gözümden ayırmıyordum.
Bu eylemde tüm tedirginliklerim de gitmişti,annemi unutmuştum sahi nerdeydi? Topladığım lolipopları teslim ettikten sonra kontör sıkıntısı olan biri olarak 5 saniyede nerde olduğunu kavradım hemen yanına gittim beraber ofise döndük.

Genç Siviller eylemin kritğini de mizahla süslemişlerdi, haberlere birlikte baktık. Genel izlenim olumluydu içim ferahlamıştı.Artık avcılara dönmemiz gerekliydi.

Yol çok uzundu kendi kritiğimi yapmam için zaman vardı;
En önem verdiğim konulardan biri olan ırk ayrımcılığında Genç Siviller’in samimiyeti çok önemliydi benim için. Bir sosyalist olarak sol partilerin iyi niyetli olsa da lafta kaldığı gerçekti bu konuda

Eylemin kalabalık olması elbette önemliydi fakat yeterince kamuoyu yarattığımızı düşünüyorum. Zaten Genç Siviller’in bu anlamda ne kadar başarılı olduğunu biliyorum.

Daha 2 gündür ordaydım ama şansımdan mıdır bilmem yemeğe bile davet edildim. Birlikte Genç Tiryakiler Rahatsız ile ilgili haberleri izledik bol bol yedik bol bol güldük. Asla yemem dediğim patlıcanı bile tattım. Zaman su gibi akmıştı. Demokrasinin ve mizahın simgesi olarak gördüğüm bu güzel insanlara veda vakti gelmişti.
Yine uzun bir yolculuk vardı neyseki yoldaşım son derece eğlenceli. Mersin içler acısı olsa da otogarda Kayserideki buluşmayı düşünmeye başlamıştım bile…
Cansu Utkan

Filed in: Biz Kimiz?

Güncellemeleri al

Bu yazıyı paylaş!

Recent Posts

© 2019 Genç Siviller. All rights reserved.