0

Cengiz Çandar ve Can Dündar Genç Siviller’i Yazdı





Dündar ve Çandar, Genç Siviller’in düzenlemiş olduğu “Hukuk, Devlet, Derin Devlet” sempozyumuna katılan Felice Casson’dan ve Ergenekon’dan bahsetti.

Gladio savcısından Ergenekon savcısına altın öğütler

Ergenekon mu? Susurluk mu? Gladio mu?   “Bunlar birbirinden farklı mı; aynı yapının parçaları mı?”

Kafalar karıştı. Netleşmemiz lazım:
Susurluk’ta açığa çıkan “siyaset-mafya-polis” koalisyonu, Ergenekon denilen ahtapotun kollarından biriydi.
Gladio ise ahtapotun yüzdüğü kirli denizin adı…
O denizin hudutları içinde tüm NATO ülkeleri vardı. Hepsi, bu gizli yapıyı birer birer ortaya çıkardı.
En sona Türkiye kaldı.
Şimdi bunun sancılarını yaşıyoruz.
O açıdan skandalın ilk patladığı İtalya’da Gladio’nun çöküş tarihini incelemek zihnimizi açabilir.
* * *
Orada da skandal, bir savcının, İtalya’daki gizli depolarda bulduğu bombalarla başlamıştı.
İlk incelemede bu silahların, solun üzerine yıkılan bazı suikast, sabotaj ve terör eylemlerinde kullanıldığı anlaşıldı.
Dönemin İtalya Başbakanı, örgütü inkâr edemedi: “Ama bu, bütün Avrupa’da var” diyerek Gladio’yu ele verdi.
“Tarihin en iyi gizlenmiş sırrı” böylece ortaya çıktı.
Örgüt, CIA’ye bağlıydı. NATO ülkelerini muhtemel bir Sovyet işgalinde korumayı amaçlıyordu. Bunun için paramiliter güçler silahlandırılmıştı. Ama zamanla örgüt misyon değiştirmiş ve silahını ülke içindeki muhaliflere çevirmişti.
Sadece İtalya’da 139 yerde gizlenmiş silahlar bulundu.
Aralarında eski bir başbakan, 12 eski bakan ve milletvekillerinin de bulunduğu 7 bin 500 kişi sorgulandı.
1970-80 arasında, polis, asker, mafya ve istihbaratın, sağcı çetelerle birlikte 5 bine yakın terör olayına imza attığı ve darbe planları yaptığı ortaya çıkarıldı.
Eski cumhurbaşkanı, yakalanan çete reisleri için “Onlar kahramandır. Ceza yaftasını değil, şeref madalyasını hak etmişlerdi” dese de failler yargılandı. Mahkûm edildi.
* * *
İşte Avrupa’da bu gizli örgütü açığa çıkaran ve operasyonu yürüten İtalyan savcı, Felice Casson’du.
Geçen yıl “Genç Siviller”in organizasyonuyla Türkiye’ye gelmiş, Bilgi Üniversitesi’nde konuşmuştu. Oradaki konuşmasında ve demeçlerinde Ergenekon savcısına altın öğütler vermişti. Bu öğütleri hatırlatmanın tam zamanıdır:
1) Yasalara uy, hassas davran, hiç hata yapma. Polemik yaratabilecek uygulamalardan kaçın.
2) Kendini koruyabilmen için kurallara uyman, özel hayatında bile şeffaf olman şart.
3) Cesur ol. Eleştirilere kulak asma; ama bulguların sağlam olsun.
4) Başka savcılarla bir takım kur. Güvenilir bir ekiple birlikte çalış, böylece hem soruşturmayı hem de kendini güvence altına alırsın.
5) Parlamento desteği şart. Meclis’i de sürece dahil et. Meclis’e soruşturmayla ilgili sürekli bilgi ver.
6) Ben Başbakanlık’tan askeri istihbarat arşivine girme izni aldım; örgütü öyle deşifre ettim. Mutlaka resmi arşivlere gir.
7) Hedef olanlar hemen kulise başlar. O yüzden en önemli şey, yargının ve savcının bağımsızlığıdır. Bu yoksa işiniz zor.
8) Siyasi iradenin desteği çok önemli; ama medyanın ve kamuoyunun desteği de şart. Biz bu destekle çözüme gidebildik. Yurttaşların olanları bilmeye hakkı var. Şeffaf ol.

Can Dündar

Türk Gladio’su-İtalyan Ergenekon’u

Başbakan Tayyip Erdoğan hafta sonu gürledi, “Birileri çıkıyor ‘Korku imparatorluğu’ndan bahsediyor. Kimlerin bu ülkede korku imparatorluğu kurmaya çalıştığını bize şu son aylar gayet iyi gösterdi. Çukurlardan nasıl el bombalarının çıktığını, nasıl tüfeklerinin, bir yerleri yok etmenin gayretleri içerisinde planlarının çıktığını çok iyi görüyoruz. Bu ülkede on binlerce merminin birilerinin evlerinde çıkmasının acaba bir anlamı yok mu? Bazı medyanın panik halini anlamakta güçlük çekiyorum. Kirli ilişkilerin açığa çıkartılması, karanlık olayların aydınlatılması girişiminden mi korkuyorsunuz? Nedir bu telaşınız, öfkeniz, saldırganlığınız, pervasızlığınız” diye konuştu.

Başbakan’ın ağzından çıkanlar, Ergenekon operasyonunun 10. dalgası ve özellikle Ankara’da toprak altından çıkartılan sabotaj ve suikast silahlarından sonra bu ülkede binlerce, milyonlarca insanın kafasından geçenlerin dışa vurulmasıydı.

Başbakan, bu sözleri söylediği sıralarda, Ergenekon operasyonunun 10. dalgasında gözaltına alınmış olan emekli orgeneraller ve yüksek bürokratların neredeyse tümü onları gözaltına aldırmış olan savcılık tarafından serbest bırakıldı.

Bu kez, Başbakan’ın yukarıdaki sözlerini paylaşan herkesin zihninde “Acaba, Genelkurmay Başkanı’nın Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile görüşmelerinin etkisi bu mu oldu” sorusu, ister istemez uyandı.

Nitekim Ergenekon’u başından beri karartmak, olmazsa sulandırmak isteyen zihniyet, Susurluk mahkûmu, Ergenekon sanığı İbrahim Şahin üzerinden “Ergenekon karaya oturunca, Susurluk enkazında define arıyorlar” sloganı çevresinde buluşuverdi.

Acaba Başbakan’ın pek doğru ve pek sert sözleri, Ergenekon’un karaya oturması üzerine “Susurluk enkazında define aranması”nı marke etmek amacına mı yönelik?

Bunları bilemiyoruz. Ergenekon soruşturmasının seyrinin bundan sonra nasıl cereyan edeceğini şu anda bilemediğimiz gibi.

Ancak, Ergenekon’un karartmaya ve sulandırmaya gelemeyecek kadar ve Susurluk’un çok ötesine giden ciddiyette olduğunu biliyoruz. Baştan beri farkındaydık, şimdi de biliyoruz…

İtalya’da Gladio’yu çökerten savcı olarak bilinenFelice Casson“Genç Siviller”in davetiyle 26 Nisan 2008 Cumartesi günü İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde gün boyu süren panellere katılmıştı. Gladio, Genç Siviller’in web sitesindeki tanımıyla Amerikan ve İtalyan gizli servisleri tarafından kurulduğu sonradan anlaşılan, İtalya Cumhurbaşkanı Cossiga, P-2 Mason Locası ve Başbakan Andreotti’ye kadar uzanan bir derin devlet yapılanmasıdır. Genç savcı Casson’un cesur takibi sonucunda 622 üyesi, 139 gizli silah deposu ve Sardinya Adası’nda bir eğitim kampı tespit edilerek tamamen tasfiye edilmiştir.

Bizdeki Ergenekon’un bugüne kadar ortaya çıkan“profili”ne bakarak “İtalyan Ergenekon’u”diyebiliriz pekâlâ. Aynı şekilde, Gladio’nun silah depoları, cumhurbaşkanı, başbakan gibi isimleri bile içeren yapısına ve Türkiye’de son günlerde Ergenekon 10. dalgasına yükselen tepkilerin adreslerine, kimliklerine bakarak, pekâlâ Ergenekon’a da “Türk Gladio’su”diyebileceğimiz
gibi.

Felice Casson ile İstanbul’da bulunduğu gün konuşma fırsatım olmuştu. Gladio deneyiminden yola çıkarak, Ergenekon dosyasının anlamlı bir sonuca ulaştırılması için soruşturmanın ardında“siyasi irade” ve “toplumsal konsansüs”gereğinden ve ayrıca “kamuoyunun kazanılması şartı”ndan söz etmişti. Buradan yola çıkarak, Türkiye’de medyaya yansıyan Ergenekon tartışmalarının uzunca bir süre devam edeceğini ve etmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Bu vesile ile Talat Turhan‘ın sözlerini hatırlayalım. Talat Turhan, adı çeşitli darbe girişimleriyle anılan, bu nedenle yargılanan hatta hapis yatan bir eski subay, 1964’te kurmay yarbay rütbesiyle emekliye ayrılmıştı. Kendi web sitesinde, “27 Mayıs 1960’tan sonra Silahlı Kuvvetler içindeki dalgalarda yer aldı. Silahlı Kuvvetler Birliği’ne üye oldu… Genç Kemalistler Ordusu adlı bir dava nedeniyle Mamak Askeri Cezaevi’nde 4 ay 17 gün tutuklu kaldı. Egemen güçler peşini bırakmadılar. 1972/1974 yılında Bomba Davası adlı üst düzey cuntacı generallerin birbirleriyle olan makam ve çıkar çatışmaları üzerine düzenlenen komplo bir davanın baş sanığı olarak Ziverbey İşkence Köşkü’nde bir ay işkence gördü ve iki yılını Selimiye Cezaevi’nde geçirdi. 1973 yılında cezaevinde yatarken Kontrgerilla işkencecileri hakkında TBMM araştırması isteyerek bu konuyu ülke gündemine soktu. 1990 yılında İtalya’da patlak veren Gladio gizli örgütü, öne sürdüğü tüm savları doğrulamasına karşın, TBMM’deki bu konudaki tüm girişimler bugüne kadar sonuçsuz kalmıştır. Susurluk kazasıyla da daha önce öne sürdüğü savlar Türkiye yönünden doğrulandı…” diye kendisi hakkında bilgiler veriyor.

İşte bu Talat Turhan, 1990’lı yıllarda Ahmet Altan ve Neşe Düzel‘in Kanal 6 televizyonunda kendisiyle yaptığı bir röportajda “Özel Harp Dairesi’nden kaynaklanan Kontrgerilla iddiaları” hakkında şöyle konuşuyor:

“Bu olay Gladio olayıyla Türkiye’nin gündemine geldi. Gladio olayını bir laboratuvar olarak kabul edebilirsiniz. Biliyorsunuz İtalya’da 90’lı yıllarda Savcı Felix Casson Gladio örgütünün İtalya’nın sağ terörizmiyle çok sıkı ilişki içerisinde çeşitli eylemler içinde olduğunu saptadı. Bunu araştırmaya başladı. Bu araştırmaya baktığımız vakit, olayın arkasında hem başbakan var, özellikle Cossiga var, cumhurbaşkanı var. Gladio’nun ağababası…”

“İtalyan Ergenekon’u” bu idiyse, “Türk Gladio’su”nun yaygınlık alanı niçin çok farklı olsun?

Benzerliğin ve paralelliğin farkında olanlardan biri ve Ergenekon hakkında kitap yazmış bir gazeteci olan Şamil Tayyar, dün şöyle yazmıştı:

“Bir başka savunma mekanizması ise Yargıtay eski Başsavcısı Sabih Kanadoğlu üzerinden yürütülüyor. Deniyor ki, İbrahim Şahin ile Kanadoğlu aynı kadraja nasıl sokuluyor? Bu soruya cevap vermek için soruşturmayı yürüten savcıların ellerindeki bilgi, belge ve diğer delillerle mahkeme heyetinin karar verme gerekçelerini görmek gerekir. Bu konuda hiç kimse bilgi sahibi olmadığına göre, sürecin sonucu beklenmelidir. İtalya, 1993-1995 yılları arasında Gladio’yu temizlerken Sosyalist Parti Genel Başkanı ve eski Başbakan Bettino Craxi‘yi çete lideri olarak tespit etti. 12 eski bakan ve milletvekili arkadaşıyla birlikte yargı önüne çıkardı. Onlar hiç kimseye‘saygınlık beratı’ vermeden hukuku uyguladılar. Deniz Bey’in kulakları çınlasın.”

İtalya’nın eski sosyalist başbakanı Bettino Craxi, mahkûm olduğu sırada Tunus’taydı ve İtalya’ya dönmedi. Ergenekon soruşturmasında daha mahkûmiyet ortada yokken, eski Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanı emekli Tuğgeneral ile 10. dalgada evinde cephanelik bulunan Kurmay Yarbay’ın ve bazı eski milletvekillerinin şimdiden toz olmasına benzer bir durum.

“Türk Gladio’su”nun akıbeti “İtalyan Ergenekon’u”na benzeyecekse, daha henüz hiçbir şey görmedik demektir.

Bununla birlikte, bugüne kadar gördüklerimiz, neler görebileceğimize ipucu veriyor.

Bundan sonra göreceğimiz isimlere eğer soruşturma gereği gibi yürütülür ve ortaya çıkartılırlarsa -kim olurlarsa- olsunlar şaşırmamalıyız…

Cengiz Çandar

Filed in: Basında Biz, Biz Kimiz?

Güncellemeleri al

Bu yazıyı paylaş!

Recent Posts

© 2017 Genç Siviller. All rights reserved.